onrhklk@gmail.com

Sivil Toplum-Devlet İlişkisine Genel Bir Bakış

Dünyada ve ülkemizde sivil toplum kavramı gün geçtikçe önem kazanan bir kavram haline gelmiştir. Akademik ortamlar, günlük siyaset hatta haber bültenleri ve gazetelerde her gün sivil toplum kavramına rastlamak mümkün hale gelmiştir. Ancak sivil toplum kavramı herkes için aynı anlama gelmemektedir. Kavramın kültürel, ideolojik, coğrafi ve sosyolojik anlamda pek çok şekilde anlamlandırıldığını görebilmekteyiz. Bu günümüzde olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde de böyle olmuştur. Bu nedenle sivil toplum kavramını incelerken öncelikle kavramın tarihsel kökenlerine ve süreç içerisinde nasıl evrildiğine bakmamız gereklidir. Çünkü sivil toplum kavramını anlamak, onun tarihsel ve toplumsal gelişim süreci içerisindeki değişik anlam ve içerdiği unsurlar üzerinde durmayı gerektirmektedir

Genel görüşe göre sivil toplum kavramı dört aşamadan geçmiştir:

  • İlk aşama olarak sivil toplum kavramı devletin bir üyesiymiş gibi algılanmıştır. Burada sivil toplum devletten ayrı düşünülemez. Kendisi ya da bir organı gibi algılanmaktadır.
  • İkinci aşamada sivil toplum içerisindeki bazı bağımsız grupların kendilerini devlete karşı savunmaları gerektiği anlayışıdır. Bu evrede ana konu devlete karşı sivil toplumdur. Artık sivil toplumun konumu değişmiş ve devletten yavaşça ayrılmaya başlamıştır. Burada artık devlete karşı korunmaya geçme vardır.
  • Üçüncü aşamada ise sivil toplumun içerdiği özgürlüğün ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan toplumsal çatışmaların devlet müdahalesi ile önlenebileceği anlayışı vardır. Burada devlet karşıtı tepki zayıflamıştır. Sivil toplum devlet ayrımı korunmuştur ancak sivil toplumun özgürlüğü çatışma üreten bir yapı olarak algılanmıştır. Bu yüzden de daha katı bir devlet düzenlemesine ve denetlemesine gerek duyulduğu algılanmıştır.
  • Dördüncü ve son aşama olarak, bahsedilen üçüncü aşamadaki duruma tepki olarak devlet müdahalesini sivil toplumu ortadan kaldıracağı düşüncesi hakimdir. Burada denetleyici devlet iktidarının sivil toplumu boğacağından korkulmaktadır. Ana tema sivil toplumu devlet egemenliğine karşı korumaktır.

Genel olarak sivil toplum kavramı tarihsel süreç içerisinde bu yolu izlemiştir. Günümüzde sivil toplum kavramının artık devlet dışı bir alan olduğu tartışılmaz bir gerçektir ve bu şekilde kabul görmüştür. Devlete karşı özerk olması onun devletten tamamen kopuk olduğu anlamına da gelmez. Çoğu zaman iç içe ve etkileşim halindedir. Başka bir ifadeyle, sivil toplum devlet dışındadır; ancak devlete karşı değildir. Sivil toplumun öngördüğü devlet, sınırlı güce ve alana sahip olan devlettir. Modern dönemde sivil toplum kavramı çoğulculuk, özerklik, kamusallık ve yasallık unsurlarını içinde barındırır. Genel olarak modern toplumlarda dünyada her yerde sivil toplumun gelişememesinden hareketle sivil toplumun gelişebilmesi için devletin ve toplumun hukuk devleti ve sınırlı devlet özelliklerinin bulunması gerektiği kabul edilir. Devlet tarafsız ve hukuka saygılı ve hukukla sınırlı olmalıdır. Devletin varlığının temel gayesi vatandaş hizmeti olarak görülmelidir. Devlet sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik faaliyetler içinde ne kadar az olursa sivil toplumun var olma şansı o kadar yüksek olur. Bunun aksinin olduğu devletin kapsayıcı ve baskın olduğu yerlerin hiçbirinde sivil toplum gelişememiştir.

Sonuç olarak günümüzde sivil toplum anlayışına göre devlet ile sivil toplum arasındaki ilişkinin sağlıklı olabilmesi için birtakım unsurlar vardır. Bunların başında hukuk devleti ve anayasacılık ilkeleri gelir.  Devlet gücü ve faaliyetleri hukuk çerçevesinde olmalıdır. Devlet farklı gruplara eşit mesafede durmalı ve onların örgütlenmeleri için gerekli özgürlük ortamını sağlamalıdır. Sivil toplumun gelişmesi için yalnızca sosyolojik farklılaşmanın hoş görülmesi yeterli değildir. Farklılıkların serbestçe örgütlenmesine de izin verilmelidir. Örgütlü bir yapı olan devletle mücadele için sivil toplumun da eşit ve özgürce örgütlenmesi gerekmektedir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: ancak demokratik bir devlet, nitelikli ve gelişmiş bir sivil toplumu yaratabilir ve ancak demokratik bir sivil toplum demokratik bir devleti geliştirip ideal hale getirebilir.

Benzer Yazılar

Araç çubuğuna atla