onrhklk@gmail.com

Pardon !

Türk sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olan, kadrosunda Ferhan Şensoy, Rasim Öztekin, Ali Çatalbaş, Zeki Alasya, Erol Günaydın, Bülent Kayabaş gibi dev isimlerin yer aldığı, 2005 yapımı “Pardon” filmini eminim pek çoğumuz izlemişizdir. Belki bazıları benim gibi pek çok kez izlemiş de olabilir. Eğer izlemeyen varsa kesinlikle tavsiye ediyorum. Mizahın güçlü bir anlatım aracı olarak kullanıldığı filmde hukuk ve adalet gibi kavramlara yapılan mükemmel göndermeler ile kendinizi gülerken düşünür vaziyette bulacağınıza eminim. Tabi filmin asıl amacı kara mizah ile adalet sistemimize yapılan haklı eleştirilerdir.

İyi de neden buradan başladım? Çünkü filmi izlediğinizde “eee bu komik ama ben bunun gerçek olduğunu duymuştum”, “ya çok güldük ama aynı bizim filancanın başına gelen olay gibi” ya da “valla gülüyoruz ama böyle şeyler de oluyor” dememeniz mümkün değil. Yani 2005 yılında beyaz perdeye çıkan filmden bu yana işlerin pek de iyiye gittiği söylenemez. Halen arama motorlarına “Pardon filmi Türkiye” yazdığınıza hem yeni hem de eski tarihli olarak “Pardon filmi gerçek oldu” başlıklı pek çok haberle karşılaşabilirsiniz. Yani durum halen çok iç açıcı değil.

Peki durum neden böyle?

Geçenlerde bu konuda yapılan bir araştırma anketine denk geldim. Anket yapılanların hakim, savcı, avukat ve akademisyenlerden oluştuğu bu araştırmada “hukuk sistemimizin en büyük problemi nedir?” sorusuna cevap aranmış. Anket sonucunda Türkiye’de hukuk sisteminin en büyük 3 problemi yargı bağımsızlığı, adil yargılama ve hukuk eğitimi olarak sıralanmıştır. Zaten ne kaldı ki? Bunlar en temel dayanaklar olması gerekmiyor muydu? Demek ki burada temelden ve sistemsel olarak büyük bir sıkıntı bulunmaktadır. Zaten günlük yaşantımızda, yazılı ve görsel basında da pek çok kez bu konu ile karşılaşmaktayız. Anket sonucunda çıkan sonuçlara katılmamak mümkün değil. Günümüzde o kadar çok hukuk fakültesi oldu ki hepsinde aynı kaliteli eğitim ve kaliteli öğrenciyi bulmak mümkün değil. Öğrencinin aldığı teorik eğitimin hukuk sistemi içine girince pek de işe yaramadığını görmesi ve bunu da pek çok stajyerden duyulması eğitimin çok da hedeflendiği gibi gitmediğini açıkça göstermektedir. Aynı zamanda hakim ve savcılık sınavları ve mülakatlarında yine liyakat yerine nepotizmin uygulanması adalet sisteminin en büyük sorunlarından birisidir.

Ülkemizde içler acısı olan diğer bir konu da kamuoyu baskısı ile tutuklama ve serbest bırakmaların yaşanmasıdır. Artık neredeyse her gün haberlerde videosunu açıkça izlediğimiz şiddet, gasp ve taciz gibi olayların faillerinin tutuklandıktan sonra serbest bırakılması, ardından kamuoyu tepkisi gelince pardon denilerek tekrar tutuklanması olaylarıdır. Yine yolsuzluk, taciz ve tecavüz davalarının üzerlerinin örtüldüğü iddiaları, bu konuda skandal açıklamalar yapılması, yargılanan kişilerin makam, mevki, maddi durumuna göre “karga tulumba” ya da kapıda karşılanarak yargılanması ve tüm bunların sonucunda verilen ya da verilmeyen cezalar bireylerin vicdanlarında huzursuzluk yaratmaktadır. Bu olayların üst üste gelerek ve artarak devam etmesi de vatandaşlarda devlete ve yargıya olan güveni zedelemektedir. Toplumsal adalet duygusunun ortadan kalkması da karşılaşılabilecek en kötü durumlardan birisidir. Bu durum daha da büyük hukuksuzluklar yaratabilecek potansiyele sahiptir.

Sonuç olarak adalet sistemimizde bir revizyon olması gerekliliği açıktır. Yönetici makamların genelinin bunun farkında olması ve bu konuda çalışmaların olduğunu açıklamaları umut vericidir. Ancak ne yapılacaksa kalıcı ve tatmin edici şekilde bir an önce yapılması gerekmektedir. Çünkü toplumdaki adalet duygusu zedelendiğinde insanlar kendilerini güvensiz hissedecekler ya da hukuksuz yollara başvuruyu çare olarak göreceklerdir. Aslında bunun sıkıntısını en çok anlaması gereken şu anki siyasi erktir. Çünkü şu anki siyasiler hem parti hem de şahsi olarak pek çok yargı operasyonuna maruz kalmışlardır. Yıllarca yargının ideolojik olarak verdiği kararlar ile sıkıntılar yaşamış ve mücadele etmişlerdir. Aslında mevcut siyasiler adaletsizliğe uğrayanların halinden en iyi anlaması gereken isimlerdir.

Yarın bir bireye haklı olduğu bir davada “pardon” dememek için adaletin sağlam temeller üzerine oturtulması ve hukukun güvenilirliğinin yeniden sağlanması gerekmektedir. Yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma sağlanmaz ise bir gün herkesin mağduriyet yaşayabileceği unutulmamalıdır. Adalet her birey için gereklidir. Bunun sağlanması için sistem değişikliği, yasal düzenlemeler, bireysel eğitim gibi yolların hangisi olursa olsun işe hemen koyulmamız gerekmektedir.

Bir gün adalet sisteminin size de “pardon” dememesi için haklı eleştirilere ve çözüm önerilerine kulak verilmelidir. Çare; adalet sistemimizin doğru işlemeyen ve revize edilmesi gereken taraflarına hep birlikte “pardon!” dememizdedir.

Benzer Yazılar

Araç çubuğuna atla