hstandogan@gmail.com

Muhalefet Etmek – 1

Muhalefet etmek ve bir görüşün eksiğini, yanlışını dile getirmek karşı çıkmak en önemli siyasi ihtiyaçlardan ve kimi toplumlarda en önemli eksikliklerden biridir. Ancak siyasi konjonktür oluşurken yaşanan kopuş, gerek oligarşinin tunç yasası gereği ortaya çıksın gerekse bir takım siyasi gelişmeler onu gerekli kılsın, toplumun iktidar kabiliyetini elinden aldığı gibi muhalif duruşuna da imkan tanımamaktadır.

Bu noktada dikkatimizi çeken şey iktidar da muhalefette halktan kopuk iken kimin toplumu temsil ettiğidir. Toplumun bir takım değerlerinden beslenen yönetim yapısı belli oranda onun taleplerine cevap üretmediğinde sosyal patlamaların olması kaçınılmazdır. Bu bağlamda var olan toplumsal ve yönetsel yapının muhafaza edilebilmesi için toplumun belli kesimlerinin görece ikincil ihtiyaçları takip ve temin edilerek daha önemli olan sistematik, idari sorunlarının kaynağı varlığını sürdürür. Zira bu sorunlar idari yapının toplumdan kopuk yanının sürmesi için gereklidir. Yani bu yapının değişmesi toplumsal yapının yönetime yansımasını beraberinde getirecektir.

Bahsettiğimiz değerlendirme salt demokratik bir yönetime işaret etmek için yapılmamıştır. Aksine bir söylem, hikaye haline gelmiş demokratiklik fetişizmine bir cevap olarak değerlendirmek mümkündür. Demokratikliği ve alabildiğine piyasa özgürlüğünü ya da bilimselliği, toplumları güdülecek hayvan sürüleri gibi değerlendirenlere bir cevap olarak dünyanın farklı yerlerinde insanların farklı doğruları olabileceği ve ortak bir ideale bağlanmanın şu veya bu totaliter yönetime itaat ettirilmekten farklı olmadığını beyan etmektir. Yani muhalefet etmektir. Var olan sistemin doğrularına uymayan bir ifadede bulunmak, bulunabilmek muhalefet etmenin önemli bir yöntemidir.

Böyle bir muhalif bakış açısı yani, toplumda demokratik kurum ve kuruluşların kendilerinden beklenilen sonucu vermeyeceği, düşüncesi yok değildir. Ancak demokratiklik görüntüsü ve işleyişi, dünya çapında meşruiyeti öyle bir noktaya gelmiştir ki bu saplantıyı aşacak ve bir adım farklı bir yön gösterecek olmanız en azından sizi otoriter rejim yanlısı gösterir. Bu durum hayli ironiktir. Zira modern dünyada demokratik yapının savunucularının başvurduğu antik dünya siyasetçilerinin hemen hepsi demokratik yapıyı kötü ansa bile lanetlenmezler. Ama kendi dünya görüşünüz bu sistemi gerektirmiyorsa bunu ifade ettiğinizde siz öteki olursunuz…

Teorik bağlamda konuyu ele alan kişi böyleyken, pratik anlamda halk en azından demokrasiyi yaşayamamaktan şikayet eder. Muhalefet Türkiye örneğinde de olduğu gibi iktidarın, yani gerçek toplumsal iktidarın bir aracısı haline geldiğinde artık halkla bağını kopartır. Ondan karşı çıkmasını, karşı çıkışlara ilgiyle yaklaşmasını, toplumsal beklentilerin ve ihtiyaç taleplerinin takipçisi olmasını, alternatif olmasını bekleyemezsiniz. Alternatif değildir aynı iktidar anlayışının farklı yansımasıdır. A ve B kadar ikisi de harftir ve ikisi de iktidarında bir anlam ifade etmeyecek kadar kendi için hareket edecektir.

Siyasetçinin talebi işgal ettiği koltuğu muhafazaya yöneldiğinde, halkın taleplerini değerlendirmekten ziyade, halkın hakimi olabilmek için onu kandırmanın yollarını ve yöntemlerini aramak bir gereklilik haline gelmiştir. Halkın değerlerinden beslenmek bu noktada sürdürülebilir iktidarı korumanın en önemli aracı olur. Değerler daha sonra demokrasinin terazisine konulduğunda ise belirleyici güç ortaya çıkar ve birbirine koşut, birbirine karşı diş bileyen bir toplumsal görüntü ortaya çıkar. Nihayetinde siyasetçinin talebi ister A partisinde olsun ister B partisinde, hiç değişme göstermeden yerine getirilir. Halk artık yönetimin kimde olduğunu göremeyecek denli bir meşru değer savunusu içindedir. Karşı tarafın iktidarına rağmen hayatta kalabilmek için kendi değerlerini dillendiren siyasiye yakın durmalıdır.

Benzer Yazılar

Araç çubuğuna atla