hstandogan@gmail.com

Modernleşme ve Taraflar

Moderniteyi artık bir vaka olarak kabul ettiğimiz ve toplumun bir açıdan belirleyici özelliklerinden olduğunu düşündüğümüzde artık bu yapıdaki toplumsal özellik ve yapıyla kavgalı olmanın bir getiri sağlamayacağı dahası ancak toplumsal birliği bozacak ve kitleler arası nifak ortaya çıkaracak bir mahiyet taşıdığı açıkça görülebilir. Bu noktada artık kesimlerin ortak ülke çatısı altında birbirine, birbirinin yaşam tarzı ve hayata bakışına mümkün olan en yüksek düzeyde saygı ile yaklaşması ve bunun karşılıklı olması gerekmektedir.

Siyasi konjonktürlere ve iktidarlara göre sürekli birinin baskılandığı diğerinin bunu hak ettiler diye neredeyse kendi değerlerinin dahi yok sayarak ezmekten keyif aldığı bir anlayışı sürdürmek ne mantıklı ne de uzun vadede mümkündür. Bu tekerin çarkı bu taşlı, çöküntülü siyaset yoluna ve gelişmelerine dayanamaz. Eninde sonunda çatlayacak ve kırılacak bir hendeğe denk gelir. Türkiye’de bu minvalde büyük rahatsızlıklar geçirmiş bir toplum zihniyeti mevcuttur. Yönetilmek ve yönetmek arasında bir tercih hakkı olmamış bu toplumun da elbette diğer toplumlar gibi tarihi ve değerlerine dayanan bir yapısı vardır. Bunu beynelmilel bir takım çıkarımlarla bizim toplumumuz neden böyle, neden şu Avrupa ülkesi ya da Amerika gibi değil diye tartışmak o bölgenin toplumsal ve tarihi değerlerini bir eksiklikmiş gibi tüm toplumlara mâl etmeye çalışmak açıkçası bugün ham bir bakışın ürünüdür.

Özgürlüğün, adaletin, eşitliğin, saygınlığın farklı toplumlar için farklı anlamlar çağrıştırdığı gibi ezilmenin, baskının, zorbalığın ve geri kalmanın da her toplum için farklı anlamları olması kaçınılmazdır. Burada Avrupa’dan başlayan bir akıl ve ilerleme anlayışının da tüm dünya da geçerli olmasının gerekmediğini söylememiz gereklidir. Bir zulme karşı verilen mücadele ondan daha büyük bir zulme dönüştüğünde hasım bir şey kaybetmiş olmaz. Karşısındaki de kendisine dönüşmüştür. Bunun gibi eğer bir kurtuluş mücadelesi Avrupalı olmak için veriliyor ve Avrupalılara karşı yapılıyorsa burada açıkçası bir mantık hatası mevcuttur.

Sırf kendi kararını verme iddiasıyla girişilen böyle bir mücadele esasında halkın kendi kararına da dayanmaz zira alınan örnek bellidir, çıkacak sonuç ise her zaman eksik bir sonuç olarak görülecektir. Zira bir batılılaşma hareketi içerisinde sabit bir takım toplumsal görünüşler örnek alındığında ambalajı aynı, içeriği farklı bir toplumsal hilkat garibesi ortaya çıkar. Toplumu tamamen, zihnen ve şeklen değiştirmeye alıştığınızda ise bu ilk olarak zorbalık olmakla birlikte hedef aldığınız medeniyet anlayışının üstünlüğünü kabul ederek onun ezik bir kopyası olursunuz ki bu asla o medeniyet ile aynı şey değildir ve bunun için bir savaş vermenize ve yüzbinlerin kanının dökülmesine gerek yoktur, zira ülkenizi işgal edecek olsa -o Batılı, ya da örnek aldığınız medeniyet hangi tarafsa- onun da size yapacağı aynı şeydir.

Batılı bir uygarlığa karşı namusunu korumak sloganı ile ortaya çıkmışken, kendi insanınızın, kadınlarınızın, bedenini para karşılığı, zorunda kalarak satmasına ses çıkarmıyorsanız, bunlar bu medeniyetin kaçınılmazları diyorsanız verdiğiniz mücadelenin hiçbir kıymeti yoktur. Bunu batıda kadın giyimi şu şekilde ya da bu yaşantı akla uygun değil diye yaklaşarak çözemezsiniz. Çözülememiştir. Aklı Batıdan ithal edenlerin ancak Batının verdiği kadar aklı olacağı da kaçınılmazdır. Artık halka bu şekilde bir dayatmanın sonuç getirmeyeceği, herkesin aklının kendisine yettiği anlaşılmalıdır. Kimse bir diğeri için doğrunun, gerçeğin, değişmez olanın ya da kişiliğinin ölçüsü değildir. Kişi bunları kendisi seçebilmek ve dahası seçtiği için mücadeleye girişmiştir. Kurtuluşunun gayesinde bunu hedeflemiştir. Artık insanları kokuşmuş diktatöryal, otoriter bakış açılarıyla ezmenin dönemi kapanmıştır. Bu aşamada bir iktidar ve parçalanma kavgasına düşmeksizin bir arada toplumu kucaklayan bakış açısına sahip olmak gerekir. Yoksa ortaya çıkacak karmaşa ve kaosun vebali, buna neden olan isimleri tarihin utanç sayfalarına işleyecektir.
Bir olmak düşüncesinden, birlikte olmak, bir arada yaşamak düşüncesine doğru yol almak gerekir. Birinin, diğerine tahakkümü yerine her kesimin alanına saygı duyulan ve tarafların birbirini sorun olarak görmediği, ehlileştirmeye çalışmadığı bir düzende ancak birliktelik mümkün olabilir.

Benzer Yazılar

Araç çubuğuna atla