hstandogan@gmail.com

Maddi Dünya Algısı Üzerine Diyalog

Bir süre önce bir arkadaşımla, hatırladığım kadarıyla bir diyaloğumuz geçmişti. Buradaki maddi dünya algısının oluşumunun ve toplumsal boyutunun incelenmesini önemli bulduğumdan dolayı paylaşmayı uygun görüyorum. Ona göre dünya güçlüler ve güçsüzler ya da ezilenler ve ezenler arasında bölünmüş bir yapıdaydı. Ancak bu yapıda kendi yerini kabullenmenin bir şeklini çizmişti. Bana biraz bundan bahsetti:

Arkadaşım – İddialı olabilmek para ve güç sahibi olmakla mümkündür. Ancak parası ve ona bağlı olarak gücü olanlar istedikleri hayatı yaşayabilir, arzu ettiklerine kavuşabilir. Bu da bir karakter yapısı gerektirir. Öne çıkmak, gerekeni yapmak, uygun şartları gözetmek ve sosyalleşmeyi sağlamak bir yetenek ister. Bu nedenle herkeste bulunmaz. Belli kişiler bu üstünlüklere haizdir ve onlar zaten şu zamanımızda hakimdirler, tıpkı daha önceki zamanlarda olduğu gibi.

Ben – Ancak parası olanlar kaybedebiliyor, güçlü güçsüz konuma düşüyor, yeteneklerini herkesin yerinde kullandığını da söyleyebilmek mümkün müdür?

– Ne fark eder? Yerlerine yenisi gelmez demedim ki.. Düşenlerin yerine gelenler de yine genel halkta olmayan niteliklere sahiptir. Üstündürler. Bu üstünlüğü kabullenmek için insanlar, herkesin gelip geçici olduğunu söylerler, ellerindekiyle mutlu olduklarını düşünürler, oysa fazlası olmadığı için bu hâlleri ortaya çıkar. Yiyeceğini ele alırsan, en pahalı et yemeklerini yiyemediğin için, kuru fasulye pilav yemeğinin de seni memnun ettiğini söylersin oysa diğer yemeği gördüğünde ağzın sulanır. Eşinin ya da sevdiğin kızın seni mutlu ettiğini düşünerek yetinirsin. Oysa güzellik yarışması diye bir şey var ve belki de senin ki o podyuma çıkamaz bile. Sende o kadınlara bakmaktan kendini alamazsın. Senin araban ayağını yerden kessin diye kullanılır, güçlü ve zenginin arabası nefesini kesmesi için koleksiyonuna katılır. Fark budur, ister kabul et, ister etme..

– Bir başkasının damak tadı, güzellik algısı, ihtiyaçlar ve toplum ile ilgili değerlendirmesini nasıl bu kadar kendinden emin bir şekilde öngörüyorsun?

– Gözlemini yapar, gerekli araştırmaları incelersin. Toplumsal yapıyı da analiz edersen bu ortaya koyduğum sonuca ulaşmaman mümkün değildir.

– Bu araştırmaların, birçok çelişkiler barındırdığı, kendini halen takviye etmeye çalıştığı, açıklayamadığı şeylerin olduğunu, dahası manipüle edilebilir olduğunu, senin gözlemlerinin ise kısıtlı bir bakış açısı sürdüğünün farkındasındır umarım.

– Yani ortada olan bu ister kabul et, ister etme. Ben gördüğümü söylüyorum.

Arkadaşım gördüğünü söylediği noktada haklıydı. Çünkü o böyle görüyordu. Pek çok kişi gibi yemek, cinsellik, araç, statü gibi birimlerin idare ettiği bir hayatta, bunları elde etmek para gibi bir dönüşüm aracına bağlıdır. Ancak burada dikkat çeken sorun şudur, insan bunların içinde nerededir? Sadece bu birimlere bağlı bir yapı ile ödüllendirilir ve cezalandırılır bir hale gelen insan zincirleri göremediği bir köleliğe sürüklendiğinin bilincinde midir?

Daha önceki yazılarımızda değindiğimiz köleliğin son dönem zihinsel yapısı, tüketim toplumu ile birleşmiş ve yeterli tüketim algısının ekonomik olmadığı bir anlayış meydana gelmiştir. Ekonomi sınırsız ihtiyaçlar ve sınırlı kaynakların bilimi olarak vücuda gelmiştir. Bir başka bilim dalı, yani psikoloji ise sizin zihinsel yapınızı ve ihtiyaç algınızı ortaya dökmüş, bir başka bilim dalı antropoloji sizin evvelden beri gelen yaşantınızı açıklamış, sosyoloji içinde hareket edeceğiniz insan toplumuna ve dahi aile düzeninize kadar herbir mahreminizi kullanılmak, pazarlanmak, propaganda malzemesi etmek üzere ideolojilerin, teorisyenlerin, reklamcıların, resmî eğitim programlarının, yatırımcıların eline vermiştir. Artık sizden geriye kendi tabiatı için iddia edebilecek bir şey kalmamıştır. Kendinizi internet sitelerinden okumaya, hakkınızda yapılan araştırmaları iç gözlemleriniz ile doğrulamaya çalışmaktan başka yolunuz kalmamıştır.

Bu verilere karşı çıkmak ise bir başka teoriye ve bilimsel açıklamaya bakmaktan başka çare bırakmaz. Dolayısıyla dünya gerçekleri diye kabul ettiğiniz şeylere bakarken madde ve araç olduğunuzun farkına varamazsınız bile….

Benzer Yazılar

İçerik Bulunamadı

Araç çubuğuna atla