emreturku@yahoo.com

Kemalizm Yeni Bir Kök Salarken

Kemalizm veya Atatürk hakkında bir şey yazarken kulağımda hep bir fısıltı hissederim. 5816, 5816, 5816, … diye. Yanlış anlaşılmasın hakaret edip küfredecek değilim. Ama Atatürk için “bu adam” dedi diye yargılanıp ceza alan bir akademisyen var bu ülkede. İnsanın içi ürpermiyor değil 🙂

Her neyse!

Bu yıl ki 10 Kasım’da bazı okullarda yapılan anma törenleri özellikle sosyal medyada gündem oldu. Hepiniz gibi ben de uzun yıllar hem Kemalist hem de millî olan eğitim sistemimizin içerisinden geçerek bugünlere geldim ama bu türünü ilk kez gördüm. Meğer önceden de yapılan yerler varmış. Fakat herhalde bu yıl sayısı artınca medyaya düştü. Ben de bu sayede öğrenmiş oldum.

Küçücük çocuklar Atatürk heykelinin önünde “Atatürk ilkelerinin” yazılı olduğu bezlere/kağıtlara sarılarak yere kapanıyorlar. Önünde eğiliyorlar. Bir nevi secde ederek bir ayin gerçekleştiriyorlar. Sanırım “Atam İzindeyiz” demek istiyorlar.

Fakat anlam veremediğim nokta “Atam İzindeyiz” demenin birçok yolu varken neden bir tür ayin ve tapınma şeklinde bir yöntem belirleniyor olduğu. Sebep “Mustafa Kemal Atatürk ve Temizlik”, Mustafa Kemal Atatürk ve Sofra”, Mustafa Kemal Atatürk ve Spor” gibi çocuk kitapları yazan adamın amacından farklı değil kanaatimce.

Bu ayini/tapınmayı (hadi bir de sevgiyi diyelim) organize eden Kemalist öğretmenler, herhangi bir dinî veya siyasî grubun liderine gösterilen aynı tür tapınma veya tapınma benzeri hareketler (hadi buna da sevgi diyelim) için ağzına gelen hakareti etmekten de geri durmazlar. Bu, sadece para karşılığında bir şeyler öğretmekle görevlendirilen Kemalist abiler ve ablalar, bir dilek ağacına bez bağlayanlara bağnaz derler de bir heykelin önünde diz çöküp yüzükoyun yatmayı, o heykele süslemeler yapmayı muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkmayı hedefleyen kurtarıcıya bir saygı gösterisi olarak sergilemekten utanmazlar.

Demek ki bu tür abi ve ablaların meselesi eğilmek değil. Asıl mesele kime eğildikleri.

Bir çocuk inandığı bir din için eğiliyorsa Uğur Dündar’ın haber saatinde gerilim müziği eşliğinde “flaş haber” olarak servis edilebiliyorken siyasî bir liderin heykelinin önünde eğilmek “çağdaş” değerlerin izinden gitmek anlamına gelebiliyor.

10 Kasım’da gerçekleştirilen bu törenin ve bu haberin benim açımdan acı yanı birilerinin birileri için eğilmesi değil aslında. Çocukların kim için eğileceklerini bırakalım da aileleri düşünsün. Ama acı olan kısım bunun Millî Eğitim’e bağlı bir okulda gerçekleşiyor olması. Birtakım öğretmenler kendi değerlerini kendinin olmayan küçücük çocuklara utanmazca aktarıyor olması sıkıntı. (Esasında asıl sorun devlet eliyle değerlerin aktarılıyor olması ama henüz tartışmayı oraya getirmek için ülke olarak çok yolumuz var.)

Bu durumun, Türkiye’de Kemalizm karşısında ve onun alternatifi konumunda olan, 2002’den beri, yani 17 yıldır iktidarda olan bir siyasî hareketin ve siyasî liderin olduğu bir dönemde yaşanıyor olması acıyı katmerleştiriyor.

Günün sonunda AK Parti kendi tabanının Kemalizm’e ve Atatürkçülük’e sempati beslemesine sebep oldu. 10 Kasım için AK Parti Muğla İl Gençlik Kollarının hazırlamış olduğu videoyu izlerseniz söylediğimi anlayabilirsiniz. İnsanlar siren sesi eşliğinde yönlerini Atatürk heykeline çevirmiş bir şekilde saygı duruşunda duruyorlar. Hatta tekerlekli sandalyede bile birisi resmedilmiş ve o haliyle “Ata”ya karşı ayakta durma gayreti içerisinde.

Neticede 10 Kasım törenlerinde gördüklerimiz, Kemalizm’in ve Atatürkçülük’ün AK Parti’nin de yardımıyla yeniden, fakat öncekilerden çok daha sağlam bir şekilde kök salmasıdır.

Benzer Yazılar

Araç çubuğuna atla