emreturku@yahoo.com

Gavura Kızıp Oruç Bozulmaz

Türkiye’de bu yıl ki önemli ana gündem konularından birisini de deist ve ateist sayısının gittikçe artıyor olması oluşturuyor. Özellikle bu yılın başında KONDA’nın açıkladığı toplumsal değişim raporundaki ateist sayısının Türkiye’de son on yılda yüzde 1’den yüzde 3’e çıktığı yönündeki sonuçlardan sonra bunun sebebi veya sebepleri kamuoyunda tartışılmaya başlandı. Bu konu hakkında uzmanlar da konuştu, kendisine mikrofon uzatılan vatandaşlar da. Birbirinden farklı sebepler ileri sürüldü.

Kimisi teknoloji ve interneti sebep olarak gösterdi. Bazıları dinî grupların keskin farklılıklarını saydı. Dinî grupların nüfuz yarışında olması, sekülerleşme gibi sebepler de bunlardan bazılarıydı. Fakat benim için en ilginç olanı sebep olarak siyasî iktidarın yani AK Parti’nin gösterilmesi ve bunu söyleyenlerin de azımsanmayacak bir sayıda olmasıydı. Zaten hemen her konuda günah keçisi olan siyaset ve siyasetçiler bu konuda da bir numaralı fail ilan edildi ve fatura onlara kesildi.

Yanlış anlaşılmasın! Siyaseti ve siyasîleri temize çıkarmak gibi bir derdim yok. Zaten ona benim gücüm de yetmez. Ama insanların kalkıp kendi iman ve inanç meselesini bir partiye veya siyasîlere yani üçüncü kişilere bağlamasına da “yuh artık” demek gerekiyor.

Kimilerine göre AK Parti ve AK Partililer dini siyasete alet ettikleri için ya da bu kişilerin yaptığı ahlâksızlık ve dinî kaidelere aykırı davranışlar nedeniyle Müslüman olmaktan vazgeçiliyor, İslam’a sırt çevriliyormuş.

Bu açıklama bize iki noktaya dair ipuçları veriyor.

İlki siyasetin kullanışlılığı. Siyaset öyle güzel ve eğlenceli bir saha ki ekmeğini yemek ve birilerine taş atmak için adeta biçilmiş bir kaftan. Üzerinde istediğin gibi at koşturabilirsin. Alan müsait.

Mesela, önce önü ve arkası iyi hazırlanmış bir propaganda geliştireceksin. Onu yaklaşık 40 defa söyleyeceksin. Sonrasında sana inanan ve onun doğruluğundan şüphe etmeyen insanlar gittikçe çoğalacak. En sonunda ona sen de inanacaksın. Ve eğlence bu şekilde devam edip gidecek. Konumuzdaki gibi bir siyasî partiye dini siyasete alet ediyor diyeceksin. Zaten gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Dikkat etmen gereken sadece sürekliliği sağlamak. 40’ta olmuyorsa da pes etmeyip 50-60-70 şeklinde devam edersen muhakkak olacaktır.

İkinci nokta ise insanların artık iman ve inancına dair yani kendi iç dünyasındaki sorunlara dahi dış sebepler arayacak kadar acz içinde olması. Bu öyle bir hâl almış ki inancımızın veya inançsızlığımızın sebebi bile ötekilere, siyasîlere atılıyor.

Eğer AK Parti ve AK Partililer Müslüman olduklarını beyan edip ona göre yaşamıyor ya da bunu beceremiyorlarsa bu, bunu yaşamayan veya beceremeyenlerin kendi sorunudur. Belki insanların din diye bildiği şey odur. Ya da bilerek, dini, emellerine alet ediyorlardır. Bu durumda da akıl sahibi bir varlık olarak insanlar bunun kararını kendisi verecek. Bunu İslam’a mâl etmenin veya bu konuda İslam’ı sorumlu tutmanın anlamlı bir karşılığı yok.

Anadolu’da kullanılan güzel bir söz vardır: “Gâvura kızıp oruç bozulmaz” diye. Yani bir başkasına kızıp da kendine zarar* verecek şeyler yapılmaz. Yapıyorsan eğer o kızdığın bir başkası suçlu olmaz. Yani orucunu bozmak istiyorsan bozabilirsin. Ama kalkıp bu yüzden gavuru suçlamanın da bir anlamı yok.

 

* Buradaki “zarar” ifadesini İslam’ın içerisinden okumak gerekiyor. İslam’a göre Müslüman değilseniz zarardasınızdır. Kimseye Müslüman olmadığı için “zarardasın” deme haddini göstermiyorum. Ama inancımın bunu dediğini belirtmeme nezaket göstermenizi beklememe müsaade edin.

Benzer Yazılar

Araç çubuğuna atla