fathyildiz@gmail.com

Fesleğen

Muhalif olmak nedir? Muhalif olmak kısaca bir görüşe, tutuma veya eyleme kendi kişisel görüşleri nedeniyle katılmayan kimselerin durduğu yerdir. Muhalif olmak onaylamamaktır, eleştirmektir, haz duymamaktır, rahatsız olmaktır, beğenmemektir, katılmamaktır. Bu yüzden muhalif, totaliter ve otoriter sistemlerde olamaması gereken bir hain, ‘biz’den olmayan, öteki, bahçedeki diğer otların sağlıklı büyümesini engelleyen ayrık otu veya yok edilmesi gereken bir düşmandır. Bu anlayış ilk insandan son insana kadar devam edecek gibi durmakta.

Bence eleştirmek ve sorgulamak insanın en dirayetli olduğu durumlardan biri gibi duruyor. Çünkü “evet katılıyorum” cümlesindeki sıradanlık, “hayır hayır sizin bu düşüncelerinize katılmıyorum” cümlesindeki sıradışılığa dönüşmekte ve insanların kafasını döndürüp baktığı muhalif bir kişilik olarak hafızalarda kategorizeleşmektesiniz. Bu yüzden dünyanın en zor durumlarından biridir muhalif olmak.

Bunu iktidar-itaat üzerine kurulu evliliklerde, arkadaş ilişkilerinde, okullarda, trafikte yani hayatın her alanında görebilirsiniz. Baskın karakter her zaman haklıdır, haklı olmak zorundadır. Evde baba, okulda öğretmen, camide hoca otoritesine karşı gelindiği zaman; sohbet ortamında baskın karakterin düşüncelerine, karı koca yada sevgililer arasındaki genelde erkeğin kararlarına karşı gelindiğinde ki bunları saymakla bitiremeyiz her zaman bir tepkiyle karşılaşırız. Çünkü otoritenin ‘ben asla yanlış yapmam’ alanına girilir.

Otoriter karakter karşı taraftan söylenilen her söze, yapılan her eyleme karşı itaati muti bir köle olarak kabul etmesini bekler. Bu beklentinin gerçekleşmediği zaman kuvvete başvurulur. Bunu meclislerde birbirini yumruklayan, sokaklarda karılarını öldüren kişilerden çokça gördüğümüzü söyleyebilirim. Çünkü baskın karakter için artık eleştirildiği için düşüncelerinin kabul edilmediği için karşı tarafı ortadan kaldırmak en mantıklı çözüm yolu olarak gelmektedir.

Şahsen ben bu ruh halinin nasyonal sosyalist alman işçi partisinin parti programından eksik bir yanının olduğunu görmüyorum. Eleştirilemez büyük Nazi Almanya’sının bekası adına yapılan kıyım. Otoriter tavrın altında yatan bu düşünce değişmedikçe ha atılan bir tokatın ha milyonlarca insanın ölümü aynı sonuca götürür bizi.

En nihayetinde muhalif durmayı ben hep fesleğene benzetirim. Okşandıkça kokan koktukça nefes açan fesleğenle, eleştirdikçe tepki alan tepki aldıkça üzerinde düşünülmesi gereken asıl meseleleri deşen muhalif arasında bir fark göremiyorum. Bunun için hayatın her alanında yakınlarımızı, akrabaları, dostları, iş adamlarını özellikle siyasetçilerimizi arasıra eleştirmek, okşamak gerekiyor. Çünkü yaydıkları kokulara göre içimiz mi açılacak yoksa içimiz mi daralacak?

Benzer Yazılar

İçerik Bulunamadı

Araç çubuğuna atla