naftalindergisi@gmail.com

Eğitim ve Kendini Bilmek

Toplumların düzeninin, ilerleyişinin, refahının ve gelişmişlik düzeyinin; insanlarının niteliğine göre şekillendiğini söyleyebiliriz. İnsanın niteliğinde ise şüphesiz çevresel faktörlerin, ekonomik refahın, ailenin ve en önemlisi de eğitimin büyük etkisi olduğu aşikardır. Geçen yazımızda yöneticinin nasıl olacağı sorusundan ziyade yöneticinin yetiştiği toplum nasıl olmalıdır sorusuna yanıt aramanın daha önemli olduğuna değinmiştik. Şimdi bu yazımızda da yöneticinin yetişeceği toplumların şekillenmesindeki en temel aktör olan eğitime dair temel bir soruya ve tartışmaya değinelim.

Başlamadan evvel hepimizin belki de ezbere bildiği ve Yunus Emre’ye ait olan bir dörtlük üzerine düşünelim.

“İlim, ilim bilmektir.

İlim kendin bilmektir.

Sen kendini bilmez isen,

Ya nice okumaktır.”

Yunus’un bu dizelerinde vurguladığı şeyin “kendi”lik olduğunu göz önüne aldığımızda bizim mevcut eğitim sistemimizin yalnızca ilmi öğrettiğini ancak kendimizi bilmek noktasında bizleri doğru yönlendiremediğini görüyoruz. Dolayısıyla üniversite okumayan müteahhit, müteahhitler siyasetçi, siyaset okuyanlar işçi, raylı sistemler okuyanlar polis, KPSS’ye hazırlanmak istemeyen ve torpil bulanlar akademisyen… -örnekler çoğaltılabilir- oluyor. Ne olacağından habersiz, ne olmak istediğinin bilincinden uzak sadece geçim kaynağı temin etmek ya da askerliğini ertelemek gibi sebepler için eğitim almanın neticesi oldukça vahim oluyor. Ne meslekleri tanıyarak hedef koyuyoruz ne de koyduğumuz hedeflerin aslında ne olduğundan haberimiz var. Eğitim sistemimiz kendimizin, geleceğimizin, ne olduğumuzun ve olmak istediğimiz şeyin aslında ne olduğunun farkına varamayacağımız kadar yoğun bir bilgi yükleme ve sınav yapma üzerine kurulmuş gibi. İşte bu noktada artık eğitim sistemimize dair tartışmalar alevleniyor.

Herhangi bir bilgiyi yani “ne”yi öğreten sistemimiz “nasıl”ı öğretmede zayıf kalıyor. Hatta “nerede” sorusunun cevabını nadiren verebiliyor. Biz okullarımızda öğrendiğimiz derslerde “ne” öğrendiğimizi biliyoruz ancak “neden” öğrendiğimizi, “nerede” kullanacağımızı, “nasıl” kullanmamız gerektiğini bilmekten aciz büyüyoruz. Üniversiteyi bitirene kadar daima “ne”yi öğrenmeye odaklı bir şekilde ilerliyoruz. Üniversite bittiğinde ise öğrendiğimiz onca bilginin neye yaradığını, nerede ve nasıl kullanacağımızın bilgisini bilemiyoruz. Sınav odaklı sistemin neticesinde yalnızca sınavda kullanmaya ve yüksek, hatta geçer, not almaya yönelik bir öğrenme süreci içerisinde ezilip kalıyoruz. Sınavdan sonra bilgiyi tekrar etme ihtiyacı hissetmiyor ve hatta çoğu zaman uygulama alanı da bulamıyoruz.

Teorik bilgilerin yalnızca sınavda işimize yarayacağı düşüncesi öğrencilerimizin çoğunda sınavda kopya çekme, sınav öncesi çalışıp sınavdan sonra ilgili bilginin tekrar yüzüne dahi bakmama davranışlarıyla sonuçlanıyor. Üniversiteye kadar öğrendiği bilgilerin %50’sinden fazlasını kullanmayan ama zihnen yorulmuş bir ferdin üniversitede öğrendiği derslere yaklaşımında da elbette ki sorunlar olacaktır. Nitekim üniversiteye başladığı ilk yıllarda nasıl ders çalışacağını, aldığı derslerin önemini ve neden bu dersleri aldığını bilmeyen bir fert mezun olduğunda en az 22 yılını geride bırakmış olacak ve geriye dönüp baktığında öğrendiği bilgilerin çoğunu unutmuş halde kalacaktır. Kendisinin kullanamayacağı bilgileri öğrenmiş olmasının verdiği rahatsızlıkla birlikte hayatın gerçekleriyle yüz yüze gelecektir.

Bu durumun çözümüne ilişkin ilk vazife kişinin kendisinde ve ebeveyninde ise de eğitim sistemi kişinin kendini aramasında ve bulmasında yol gösterici olmalıdır. Günümüzdeki eğitim sisteminin tamamı olmasa da büyük bir kısmı yol göstericilik rolü bir yana yol kaybettiren, yoldan çıkaran ve yolsuzluğa iten bir mekanizma haline dönüşmüştür. Lise eğitiminde her bir gencin kendini tanıması, hayallerinin ve hedeflerinin gerçek hayatta karşılığını bulabilmesi için atması gereken adımların farkına varması adına eğitimciler ellerinden geleni yapmalıdır. Her öğrenciyle birebir ilgilenildiğinde başarı, kalkınma ve ilerleme kaçınılmaz olacaktır.

 

Mehmet Ali Akkuş

maakkus24@hotmail.com

Benzer Yazılar

Araç çubuğuna atla