emreturku@yahoo.com

Devlet-baba Hastalığı

Bu hafta başında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen “Kurumsal Çocuk Bakım Hizmetleri Yoluyla Kadın İstihdamının Desteklenmesi Projesi”nin uygulanmaya başlayacağını duyurdu.

Bu projeye göre artık sigortalı olarak çalışan anneler 0-60 aylık çocuklarını Milli Eğitim veya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı bir kreş, anaokulu ve gündüz bakımevine gönderiyorsa 24 ay süreyle aylık 650 TL ödeme alabilecek. Ve bir defaya mahsus olmak üzere yine 650 TL tutarında kırtasiye yardımı da yapılacakmış. Bunun için ilk olarak Ankara, Antalya, Bursa, Elazığ, İstanbul, İzmir ve Malatya illerinden birinde yaşıyor olmanız gerekiyor. Çocuğunuzun kreş, anaokul veya bakımevi ücretini Halkbank hesabınız üzerinden yatırmanız gerekiyor. Çocuğun okul süresiyle annenin çalışma süresinin de paralellik göstermesi de aranan şartlar arasında. Örneğin çocuğunuzun kreş veya anaokulu ikili öğretim yapıyorsa (yani sabah ve öğle grubu şeklinde) kalan sürelerde de etüde veya çocuk kulübüne gitmesi gerekiyor.

Projeye göre 10.250 kadın bundan yararlanacak ve toplamda bu destek 169 milyon lirayı bulacakmış.

Proje ile amaçlanan ise “kadınların kayıtlı istihdamını desteklemek, aile-iş yaşamı dengesini güçlendirmek, aile birliğini korumak ve güçlendirmek”miş.

Anlayacağınız bir sosyal devlet klasiği. Yani devlet-baba hastalığı. Sebebi devlet olan ve çözüm adına birçok hastalığı da beraberinde getiren çıkmaz bir döngü.

İyi niyetle tasarlanıp hayata geçirilen ama esasında büyük bir ayrımcılığa ve haksızlığa sebep olan bir sosyal devlet uygulamasının tam ortasındayız anlayacağınız. Acaba sadece bu 7 şehirdekiler mi çocuklu anne olarak kabul ediliyor? Neden sadece onlar? Sadece buralarda yaşayanlar mı kayıtlı istihdam için önemli? Sadece bu şehirdeki annelerin mi aile-iş yaşamı dengesini kurmaya ihtiyacı var? Neden sadece bu şehirdeki ailelerin birliğini koruyup güçlendiriyorlar? Neden çalışıyorlar diye bir de üstüne para veriliyor? Sadece kadınlar mı kayıt dışı istihdam ediliyor? Piyasayı bilmeden asgarî ücretleri artırmayla sebep olunan kayıt dışı istihdam ne olacak peki? İşverenlerden aldığı nefesin bile vergisini alan devlet kayıt dışı istihdama sebep olurken düşünse ya bu sorunu.

Bu tarz projeler kayıtlı istihdama hiçbir çözüm getirmemiştir, getirmez de. Bunun sebebini doğru tespit edip neşteri oraya vurmadıkça hiçbir şey çözüm olmaz. Çünkü çözüm diye sunulan her şey problem yumağına dönüyor. Devlet kendi eliyle bir sorun yaratıyor (örneğin kayıt dışı istihdama sebep olan aşırı vergi yükü gibi) ve ardından bu sorunu nasıl çözebilirim acaba diye düşünüp çok daha farklı sorunlara sebep oluyor. Sebebi ortadan kaldırmayı düşünmüyor.

Devlet sebebi kaldırmak yerine bu proje gibi ilginç çözümler getirdikçe artık biz karşılaştığımız şu tür talep ve isteklere şaşırmamaya başlıyoruz: “Bari çalışmayan kadınlara verilsin de, anne çalışmak zorunda kalmasın ki, çocuklar da annesiz büyümesin.”

Madem öyle benim de şöyle bir önerim var: Aynı desteği babalara da verelim. Yazık, bütün çocuklar babasız büyüyor. Babaların çocuklardan kaçar gibi evden işe gitmek için nasıl çıktıklarının hikayesiyle dolu her yer. Devletin çocuklara ve babalara bu kötülüğü yapmaya hakkı yok. Devlet-baba aile babalarına da maddî yardım yapsın da en azından babalar da çalışmamış olur ve çocuklar da babasız büyümek zorunda kalmaz.

Mesela; 25-35 yaş arası 2 çocuklu, biri kreşe giden diğeri 0-12 aylık olan, aylık 1000 TL’nin altında olmamak şartıyla kiralık bir evde yaşayan, sabah uyanıp işe metro değil de halk otobüsüyle gitmek zorunda olan bir babaya bir devletin aylık 650 TL destek vererek hem kayıtlı istihdamı artırması hem de aile birliğini sağlaması gerekmez mi? Ama tabi özellikle sabah uyanması gerekiyor.

Evet, var mı başka teklif? Devlet-baba başka kimlere daha destek versin sizce?

Benzer Yazılar

Araç çubuğuna atla