Değişim Üzerine

Dünya döndükçe değişim olgusu bütün varlıklar üzerinde kaçınılmaz bir biçimde devam edecek olan bir faaliyettir. Mevcut bir durumdan farklı ve yeni biri duruma geçmek veya farklılaşmak, dönüşmek, ilerlemek, gelişmek, modernleşmek gibi kavramlarla ifade edilen bir olgudur. Bireysel, örgütsel ve toplumsal boyutlarda görülebilecek değişim olgusu doğası gereği biz insanlar içinde kaçınılmaz bir durumdur. Örneğin insanın yaşça ve yavaş yavaş yaşlanması, eğitim seviyesinin kademe kademe ilerlemesi, iş ve kariyer hayatının adım adım gelişmesi gibi durumları insanlar için en önemli değişim olgularından biri olarak görebiliriz. Hayvanlarda da bu durumu görebiliriz, bir hayvanın doğması, büyümesi, gelişmesi vs. durumlar değişimin her canlı üzerinde gerçekleştiğini göstermektedir. “Başlangıcı olan her şeyin bir de sonu vardır” cümlesi sanırım bu anlamda örnek verilebilir. Başlangıç bir doğum, sonraki aşama çeşitli değişimler ve dönüşümler geçirmek ve nihayetinde sona eriş aşaması yani ölüm. İnsanların, hayvanların, eşyaların ve nihayet gezegenimiz dünyanın da bir başı ve bir de sonu olacaktır. Şöyle bir etrafımıza baktığımızda her şey değişmektedir. Bir döngü içerisinde akıp gitmektedir. Bu duruma karşı direnmek mümkün değildir, değişim kaçınılmazdır.

Değişime direnç boyutuna ayrıntılı baktığımızda ise bireysel anlamda insanların her hangi bir yenilik, farklılık karşısında kendisini değişikliğe karşı koruma içgüdüsü ile direniş göstermesi durumu söz konusudur. Çalışma hayatında bu duruma örnek olarak yerinde sayan, performansı düşük, bankamatik memurluğu yapanları örnek gösterebiliriz. Tabi ki bunun altında yatan çeşitli nedenler vardır. Kişisel, sosyal nedenlerin yanı sıra işle ilgili nedenlerde bu duruma yol açabilir. Kişi sorumluluk almak istemez, bunun kendisine ayrı bir yük getireceği inancı ile duruma karşı pasif ve ilgisiz kalabilir. Veya işvereni ile ilgili kişisel güveni zedelenmiştir bu yüzden direnç gösterebilir. Yahut gerçekten de yetenekleri ve ilgisi o işe uygun değildir.

Örgütsel anlamda değişim ise örgütün örgütsel yapısı, süreçleri, girdi ve çıktı düzeylerinde gerçekleşen farklılaşmayı ifade eder. Örgütsel değişim içsel ve dışşal etkenlerden dolayı gerçekleşebilir. Rekabet, küreselleşme ve teknolojinin etkisi ile bilgi çağında yaşadığımız günümüzde değişim olgusu hayatımızın her sahasını, özellikle de örgütsel açıdan kurumları ve işletmeleri etkilemesi kaçınılmaz bir durumdur. Bu durum karşısında örgütler değişim karşısında direnmekten ziyade, her alanda bu olguya yer vermeye, önem vermeye bakmalıdırlar. Örgütsel değişimin en üst boyutunda ise değişim mühendisliği olgusu karşılık bulmaktadır. Örgütsel süreçlerle ilgili durumların yeniden düşünülmesi, yeniden tasarlanması olarak karşılık bulan değişim mühendisliği aslında günümüz işletmeleri, kurumları ve kuruluşları için oldukça önemlidir.

Bir diğer değinilmesi gereken önemli bir husus da değişimin proaktif ve reaktif boyutudur. Bu durum kurumsal ve örgütsel açıdan önemlidir. Çünkü ileri de oluşabilecek zararları kurumsal açıdan minimize etmek veya zararlar neticesinde iflasa doğru sürüklenmek gibi durumlar ile karşılaşılabilir. Proaktif değişim öngörücü değişim olup, muhtemel, olası durumlara karşı daha olay meydana gelmeden müdahale ederek ortaya çıkabilecek zararlar en aza indirilebilir veya hiç zarar ortaya çıkmayabilir de. Reaktif değişim boyutunda ise olay meydana geldikten sonra müdahale söz konusu olup, tepkisel bir değişimdir. Yani şartlar ve durumlar karşısında değişim durumuna karşı tepki sonucu önlemler veya değişiklikler gerçekleştirilir. Dolayısıyla her zaman önlemek daha az maliyetli olduğu için proaktif değişim tercih edilir olmalıdır. Yoksa zararların boyutunun büyüklüğü kaçınılmaz olur.

Benzer Yazılar

Araç çubuğuna atla