emreturku@yahoo.com

“Bu Kadar da Olmaz”

Beni bilenler bilir, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu özel olarak takip ederim. Hangi programa katılsa muhakkak izleyicilerinden birisi benimdir. Yakında bir fan grubu açabilirim. Meraklılarına duyurulur.

Geçtiğimiz hafta, 3 Eylül 2019 tarihinde Habertürk’te Fatih Altaylı’nın Teke Tek programının konuğu Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. Programda 31 Mart seçimlerinden 23 Haziran İstanbul seçim yenilenmesine, toplumdaki CHP algısına, Ekrem İmamoğlu’ndan adalet sistemine, hükümet sisteminden Türkiye’nin ekonomik ve siyasî durumuna dair pek çok konu konuşuldu.

Programda çok şey konuşuldu ama özellikle önemli gördüğüm bazı noktaları sizinle paylaşmak istedim.

İlk olarak 31 Mart seçimlerine dair konuştu Kılıçdaroğlu. Haliyle seçimlerde oldukça önemli olan büyükşehirleri CHP’nin almış olması bu seçimleri unutulmazlar arasına dahil etmişti. Ve Kılıçdaroğlu da bunun haklı gururunu yaşıyordu. Eskiden kaybettiği ağır seçimlerde olduğu gibi “seçimin kazananı biziz” veya “kaybedeni AK Parti’dir” demedi. Büyükşehirlerde elde edilen başarılar Kılıçdaroğlu’na bir mütevazılık getirmişti. Öyle ki bu seçimi bir zafer olarak değil de “bundan sonra elde edeceğimiz başarıların önemli bir adımı” olarak görüyormuş. Sevindirici bir haber.

Yerel seçimlerde özellikle Ankara ve İstanbul gibi çok önemli büyükşehirleri CHP’nin almasına yönelik, vatandaşın artık AK Parti’ye “bu kadar da olmaz” diyerek sağduyu ve vicdanıyla hareket ettiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu hakikaten haklıydı. Öyle şeyler duyuluyor ki insanlar artık “bu kadar da olmaz” demeye başladı. AK Parti bunu göremediği sürece ipin ucu ellerinden kayıp gidecek ve onlar sadece izleyecek.

Kılıçdaroğlu ile ilgili bu seçimde önemli bir gelişmeye tanık olduk esasında. Çoğu kişi bu konunun üzerinde pek durmadı. Ama gerek 31 Mart seçimlerine ve gerekse 23 Haziran seçimine giderken Kılıçdaroğlu ortalıklarda hiç görünmedi. Öyle ki ortalıktan kaybedilmişti. Nihayet kendisi de geçen haftaki programda kendisinin özellikle miting yapmadığını ve ekranlara çıkmadığını “medya önünde özellikle bulunmak istemedim. CHP’ye oy vermeyenlerle birebir görüştüm, medyadan uzak olmak istedim” sözleriyle kendisi bu konuya açıklık getirdi. Yani özellikle ekranlardan uzak tutulmuş.

Bu durum ilk anda Kılıçdaroğlu’nun liderliğini sorgulatabilir. Nitekim bir parti seçime gidiyor ve genel başkan partiye zarar vermesin diye ekranlardan uzak tutuluyor. Ve genel başkan da bunu kabul ediyor. Fecaat!

Fakat Mart ve Haziran seçiminin bir yerel seçim olduğunu hatırlarsak eğer Kılıçdaroğlu’nun böyle bir politikaya onay vermesinin liderlik tartışması doğurmasının aksine bence seçmenin oy vereceği kişilerin ön plana çıkarılması açısından çok olumlu bir adım olarak değerlendirmek gerek. Zaten aldığı sonuçlar da bunu kanıtlamış durumda.

Sayın Kılıçdaroğlu güzel şeyler söylüyor söylemesine ama öyle ifadeleri de var ki kendisine de biz senelerdir artık “bu kadar da olmaz” diyoruz. Fakat senelerdir olmaz dediğimiz kadar oluyor.

Örneğin Kılıçdaroğlu’na göre bu seçimle CHP dünya siyaset tarihine bir şey armağan etmiş: Tek adam rejiminde demokratik yollarla, yerel yönetimlerde başarı elde etmek. Bunun da dünyada örneği yokmuş.

Yeni hükümet sistemini eleştirirken bakanların atama usulüyle geldiğinden ve bu nedenle Erdoğan’a itiraz edemeyeceklerinden söz etti. Fatih Altaylı, “ABD’de de bu şekilde, orada da sekreter deniyor.” dediğinde, “O zaman burada da sekreter densin bakan ne demek?” diyerek eleştirdi.

CHP’nin kimliği ve ideolojisi hakkında konuşurken konuşmanın bir yerinde “muhafazakârlık değişmemek demektir” dedi.

Tamam ama bu kadar da olmaz!

Benzer Yazılar

Araç çubuğuna atla