Aristoteles’te İş Bölümü, Mülkiyet ve Kölelik

Aristoteles Eski Yunan Kent devletlerinde (Polis) doğmamış olmasına rağmen, Atina polisinin kanunlara dayalı güçlü bir devlet olması için çabalamıştır. Aristo ve Polis dışarıdan Makedon ve Sparta tehdidi ile uğraşırken içeride toplum karşıtı bireyci ve doğacı felsefe ile uğraşan sofistler ve sinikler ile uğraşmıştır. Hocası Platon gibi Aristo da Atina’da bir okul açmıştır. Platon’un Akademia’sına karşı Lise’yi kurmuştur. Aristoteles doğa bilimlerinden, psikolojiye, ahlaktan siyasete, mantıktan astronomi ve ilahiyata kadar çoğu bilim dalında kitap yazmış ve ilgilenmiştir. Onun varlık felsefesi ise ilk neden olarak ve maddesiz gördüğü Tanrı’dan sonra tüm varlıkların madde ve form (ruh) dan oluşan bir yapıda olduğunu belirtmiştir. Ona göre her davranışın, oluşun ve varlığın arkasında bir amaçsallık (teleoloji) vardır. O yine bu amaçsallık doğrultusunda “bedenin ihtiyaçlarının yanında ruhun da ihtiyaçları” olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla Aristoteles’i, bu yazımda, tanımayanlar için İş Bölümü, Mülkiyet ve Kölelik bağlamında ele alacağım. Yukardaki bilgilerden görüldüğü üzere Aristo’nun tüm konuları buradaki gibi bağlantılı olarak ilerlediği için aslında anlaşılması zor bir düşünür değildir. Bu bağlamda yukarıda belirtiğim üzere onun teleolojisi ve ihtiyaçlar hususundaki görüşüne göre İnsan bu amaçlarını ve ihtiyaçlarını gerçekleştirmek için tek başına yaşayamaz. Birlikte daha iyiye, mutluluğa ulaşmak için bir toplum olarak hareket etmek gerektiğini belirtir. İşte onun için bu iş birliğine dayalı yetkinlik siyasetin de amacıdır. Aristoteles’ten bu düşünceleri ve diğer tüm düşünceleri ile sadece Batılı düşünürleri değil, aynı zamanda Farabi, İbn-i Sina ve İbn-i Rüşt gibi Müslüman düşünürlerin de etkilendiği belirtilmektedir.*

Ona göre devletin amacı ile ahlakın amacı aynıdır. Bu amaç en yüksek mutluluğa erişmektir. İnsanın ilk hareket ettirici, ilk neden olan Tanrı’ya benzemek istediğini söylemektedir. Dolayısıyla onun bu öğretisi yönetime de yansımıştır. Ona göre ruhsal yetenekleri gelişen yönetimler iyi yönetim, gelişmemişse kötü yönetimlerdir. Onun ideal yönetim düzeni Politea olsa da o aslında hocası Platon gibi gönlünde bir aristokrasi yatmaktadır. Onun ahlak ve siyaset felsefesi “ölçülülük, adalet, cesaret ve bilgeliğe” dayanır. Adalet bütün erdemleri içine alır.*

Aristo’ya göre bireysel hayat ve etik insana belli bir noktaya kadar mutluluk verir. Oysa insan daha fazlasına ihtiyaç duyar ve bunun yolunun da kendisi gibi en yüksek iyiyi isteyen insanlarla birlikte olmaktan geçer. Dolayısıyla Aristo daha mutlu yaşamak için iş birliğini önermektedir. O aslında Polis düzeninin doğallığına hayrandır. Polis, kendini oluşturan birey, aile, kabile ve köyler gibi parçalardan önce gelir ve doğal bir düzendir. Aristo insanların özleri ve becerileri neticesinde eşit olmadıklarını söyler. Zaten onun iş birliğinden yana olmasının nedeni bu eşitsizlik neticesinde birbirine olan ihtiyaçları karşılamaları gereğinden dolayıdır. Onun için kölelik de doğaldır. Köleler kendisini yönetecek güce ve beceriye sahip değillerdir ve vatandaş da olamazlar. Aristo’ya göre Polis’te işlerin görülmesi için uygun araçlar gerekmektedir ve bu araçlar canlı ve cansız olarak ayrılmaktadır. Mülkiyet bu anlamda cansız araçların en mühim olanıdır. Canlı araçlar da insan ve hayvanlardır. Köle de bu canlı araçlardandır. Köleler bedensel işlerde, özgür yurttaşlar ise zekâ ve düşünce yeteneği olarak güçlüdür. Dolayısıyla iş bölümünü sağlayan unsurlar mülkiyet, beceriler ve erdemler olarak sıralanır. Polis’teki ideal yaşam için bunlara ihtiyaç bulunmaktadır. Mülkiyet aileyi oluşturan temel etken olup, Polis’te ailelerden oluşması nedeniyle mülkiyet ve zenginlik olmadan ideal yaşam meydana gelemez. Aristo siyaseti ise mülkiyet edinmenin amacı olarak görmez, aksine mülkiyete sahip olmanın koşulu olarak görmektedir. Aristo Polis’in kendi kendine yetmesini de iş birliğine bağlamaktadır. İş bölümüne, özgürlük, mülkiyet, beceri ve soyluluk eklenirse mükemmel düzene ulaşılacağını söyler. İş bölümün doğal sonucu olarak mülkiyeti görür. Dolayısıyla Aristo İş Bölümü, Mülkiyet ve Kölelik arasında bu şekilde bir ilişki kurmaktadır. Bu bağlamda Aristo Polis’teki yapının meşrulaşmasını bu koşullarla sağlar. Bu arada Aristo’nun açıklamak istediği mülkiyet biçimi gayrimenkuldür. O sermayenin faiz getirdiği anlayışına karşıdır ve faizi bir tarla gibi üretken olmadığı bir hayvan gibi doğurma imkânı olmadığı için reddeder ve eleştirir. Ona göre para herhangi bir şey doğuramaz. Para kısırdır. Kölelerin kullanılmasını normal karşılarken, Politika eserinde kölelik için “Kölelik bir mülktür, mülk olması gereken bir alettir” demiştir. Ağır işlerden zorluklardan kurtulmak için canlı alet olan köleleri kullanmayı doğal karşılar. Aristo için Yunanlılar özgür olmak ve rahat yaşamak için ve köleleri kullanmak için yaratılmışken barbarlar köle olmak için yaratılmıştır.*

 

* Mülkiyet Tarihi-Felicien Challeye ve Siyasi Düşünce Tarihi- Edit. Fatih Duman, Hamit Emrah Beriş kitaplarından yararlanılmıştır.

 

Benzer Yazılar

Araç çubuğuna atla